İlk Türk Ne Zaman Doğdu?
Hadi gelin, tarihe biraz girelim ama sadece girip çıkmayalım, derinlemesine inceleyelim. Çünkü konu gerçekten derin. “İlk Türk ne zaman doğdu?” sorusunu duydum ve hemen bu sorunun üzerine birkaç dakika kafa yormaya başladım. Kendimi bir anda İstanbul’daki tarih kitaplarını karıştıran bir profesör gibi hissettim, fakat arada “Abi, bu soruyu neden soruyorum?” diye de sorguladım. Hani biri size, “İlk Türk’ü kim buldu?” diye sorsa, cevabınız şu olabilir: “Abi, bu ne ya? Bir insanı bulmak gibi bir şey mi?” Neyse, ben derinlere inip soruyu çözmeye çalıştım ve siz de benimle bu maceraya atılmaya ne dersiniz?
Tarihe Gömülmeden Önce: İlk Türk Nedir?
İlk Türk dediğinizde, herkesin kafasında bir figür canlanabilir. Kimi, taş devrinde yaşamış bir adam hayal eder, kimi de o kıvırcık saçlı, kısa boylu at üstünde savaşçı birini düşünür. İşin doğrusu, “İlk Türk” derken tam olarak kimden bahsediyoruz? Bu sorunun cevabı tabii ki kesin değil. Çünkü tarihler, bazen bize sadece işaretler bırakıyor, ama asıl detaya inmeye çalışmak, o işaretlerin içinde kaybolmak gibi bir şey.
Türklerin Tarihsel Kökeni
Birçok tarihçi, Türklerin Orta Asya’dan çıktığını ve göç ederek Anadolu’ya yerleştiğini söylüyor. Evet, büyük ihtimalle biz de bir zamanlar Asya’nın ortasında, buğday tarlalarının arasında gezen, atlarını seven ama aynı zamanda tarih yazmaya henüz başlamayan insanlardık. Zaten “ilk Türk” dediğimizde, tam olarak hangi Türk’ü kastediyoruz sorusu da buralardan çıkıyor. Çünkü, “Türk” olmak, zamanla evrilen bir kavram.
İlk Türk’ün kim olduğunu anlamadan önce, Türk kimliğinin zamanla şekillenmeye başladığını kabul etmek gerek. Başlangıçta “Türk” denen kavram, daha çok bir etnik grup ya da bir dil ailesi olarak ortaya çıkmış. Yani, aslında ilk Türk’ün doğduğundan önce, bu insanların kim oldukları üzerine kafa yormak gerekiyor. Bu kafa karıştırıcı gibi gözükse de, biraz sabırlı olun, sonrasında işin içine mizah da girecek.
İlk Türk Kimdi? Bunu Kimse Bilmiyor!
“İlk Türk ne zaman doğdu?” diye soruyorum ama kimse tam olarak bir cevap veremiyor. Tabii, bu sorunun cevabını bulmak aslında çok da kolay değil. Çünkü tarih, biraz da kaybolmuş bir belgesel gibi. Mesela “İlk Türk” demek, bir filmde başrolü ilk oynayan karakteri bulmak gibi bir şey. Bilmiyorsun, belki bir kameraman ilk kez setin arkasında göründü, belki de film çekilmeden önce metin yazarı bu fikri buldu.
Şimdi, biraz daha derine inelim. Şu “ilk Türk” hikayesinde gerçekten belirgin bir karakter var mı? Yoksa biz bu “ilk Türk”ü kafamızda bir kahraman olarak mı hayal ediyoruz?
Kavimler Göçü ve Türklerin Orta Asya’dan Yayılması
Yavaşça adım adım gidelim. Zaten tarih kitabını açarken kendimizi kaybetmişiz, hadi biraz dikkat edelim. Türklerin tarihi, özellikle MÖ 3. binyıl civarına dayanıyor. Yani bir anlamda, ilk Türk’ün doğuşu, bir insanın doğumundan çok daha önce şekillenen bir evrimsel süreç. Herkesin bildiği üzere, Orta Asya’dan dünyaya yayılan ilk Türkler, zamanla büyük bir imparatorluklar kurmaya başladılar.
Bunlar tabii ki Göktürkler veya Hunlar gibi medeniyetleri kapsıyor. Hani herkesin “ilk Türk kimdi?” diye sorduğunda, karşınıza bu isimler çıkacak. Çünkü biz, tarihte ilk kez “Türk” kimliğiyle tanışan insanlar olarak kabul ediliyoruz. Ama bu, ilk Türk’ün tam olarak kim olduğunu gösterebilir mi? O kadar net değil. Belki de Türk kimliğini ilk kez tanımlayan kişi, tarihin en çok unuttuğumuz insanıydı.
Bana Ne Zaman İlk Türk Olduğumu Söylersiniz?
Her şeyin bir sırası var diyorum ya, işte bu da onlardan biri. Tam olarak hangi dönemde ilk Türk’ün doğduğunu söylemek oldukça zor. Ama şöyle düşünelim: Eğer bir grup göçebe, atlara binip yeni topraklara doğru yola çıkıyorsa, büyük ihtimalle “ilk Türk” de bu yolculuğun en ilginç anlarında doğmuştur. Hani, ilk kez bir insan grubu, “Bizi Türk diye adlandıracak bir isim lazım” demiş olabilir. Bu yüzden, “ilk Türk” fikri bir kavramın doğuşu, bir milletin uyanışı olabilir.
Ama ne yazık ki, Türklerin doğuşuna dair her şey bir kabaca anlatıdan ibaret. Kimisi der ki, bu insanlar Asya’dan geldi, kimisi de der ki, bunlar Orta Asya’da zaten vardı. Aslında “ilk Türk” dediğimiz şey, bir toplumun kendi kimliğini bulmasıyla ilgili. Bu yüzden, belki de biz şu an Türk olduğumuzu bilerek yaşıyoruz ama aslında tarihsel olarak bu kimliği ilk benimseyen kişi, çok da fazla hatırlanmıyor.
Hadi Şimdi Biraz Mizah Katmaya Çalışalım!
Evet, hadi biraz eğlenelim. Bu kadar ciddi şeyler yazınca insan bir süre sonra “Ya, bunları okuyan kimse kafasını sıyırmaz mı?” diye düşünüyor. Hadi bakalım, biraz tempo artıralım. İzmir’de bir kafede arkadaşlarla oturuyoruz. Bir arkadaşım bana birden şöyle dedi:
Arkadaş: “Abi, bir şey söyleyeceğim. İlk Türk’ü kim buldu acaba?”
Ben: “Vallahi, ben bulmadım. Ama ben bulsaydım, adı ‘Türk’ olmasaydı, başka bir şey olsaydı, mesela ‘Yavuz’ deseydik?”
Arkadaş: “Ha, ilginç… O zaman Yavuz Türk mü olurdu, bilinçli bir hareket mi olurdu?”
Ben: “Yavuz’un Türk olması, tarihçiler için tabii çok da sorun olmasaydı, belki de o zaman ilk Türk’ün doğması çok daha basit olurdu!”
Gerçekten bazen, “İlk Türk” konusunu bu kadar derinlemesine sorgulamak yerine, basit bir mizahla kafayı dağıtmak da insana iyi gelebilir.
Sonuç: İlk Türk Kimdi, Bunu Hep Birlikte Arayalım!
Sonuç olarak, “İlk Türk ne zaman doğdu?” sorusu tam olarak bir cevaba bağlanabilecek bir soru değil. Çünkü bu, biraz tarihsel bir akışa, bir milletin doğuşuna, bir kavramın şekillenmesine işaret ediyor. “İlk Türk” kimdi, ne zaman doğdu, soruları biraz soyut kalıyor. Ancak bildiğimiz bir şey var: Bu sorular, tarih kitaplarında kaybolan bir hikayenin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Ve kim bilir, belki de ilk Türk’ün doğduğu o an, hala kimsenin fark etmediği bir zamanda bir kahraman doğuyordur.